GISELE TREMBLEAU / FİGÜRLER VE MANZARALAR

GISELE TREMBLEAU / FİGÜRLER VE MANZARALAR


Figürler ve manzaralar serisinde, en yalın haliyle insan ve doğa arasındaki benzerliği görürüz. Manzaralar sakin, huzurlu ve her şeyden her yerden uzak hissini yarattığı gibi Trembleau’nun insanlarında da bu türden bir uzaklığı hissederiz. Trembleau’nun kişileri, Sahip olduğu uzamlarıyla mekanın içinde birbirlerinden uzak oldukları kadar, izleyiciye de mesafesini koyarlar. Bu insanlar mekan ve zamandan arındırılmış, bir yerden bir yere giderlerken kaybolur, manzaraları izlerken ise gözler yavaş yavaş tuvalin üzerinden kayarak ufukta izini kaybettirir. Aslında Manzaralara baktığımızda figürleri, Figürlere baktığımızda manzaraları görebildiğimiz bu resimler birbiriyle paslaşır.

Trembleau’ nun sanatçılığının yanı sıra tiyatrolar için yarattığı sahne tasarımları ile yapıtlarının arka planında yer alan sahne fikri kavramsal olarak benzerlik taşır. Tiyatro sahnesinde zaman da mekan da kesintili, parçalı ve sınırlıdır. Sahne öyle bir yerde durur ki gerçekte olmayan uzamını, zamanı ve mekanı yararak yerleştirir. Sanki uzay boşluğunda açılmış bir geçit gibidir, bir süre sonra sahne toparlanır, zaman da mekan da kaldığı yerden devam eder. Trembleau’nun yapıtlarında ki sahne ise örtüktür. Kişilerini, boşluğun içinde açılan sahnenin ortasına yerleştirir. Manzaralar gizli sahneye, kişileri de boşluğun içinde, mekansız, anlık ve süresiz oyunculara dönüşür. Zaman sanki sürekli aynı şekilde tekrar eder, hareket hep aynı ve aynı yöne doğrudur. Ve yapıtlar bu haliyle günümüz modern kent insanının eleştirisine dönüşür.

Erdal Duman
___


In the series of figures and landscapes, we see the similarity between man and nature in its simplest form. The scenes are calm, peaceful and create a feeling of being away from everything, and we also feel this kind of distance in the people depicted by Trembleau. The spatial distance that the people of Trembleau portray from one another is also portrayed in their distance from the audience. These people are free of time and place and disappear as they move from one place to another, as the eyes follow the landscapes over the canvas they slowly disappear over the horizon. Actually as we view the landscapes the figures pass into the pictures and when we look at the figures they are transposed into the pictures where we see the landscapes.

In addition to her artistry the stage design created for theaters by Trembleau also has a similarity with the stage idea that is behind the works of art. Time as well as space is interrupted, fragmented and limited on the theater stage. The stage is in such a place that it has settled after it has penetrated a nonexistent space, time and venue. After a while, like a pass that has opened up in space the stage pulls itself together and time as well as space continue from where they left off. The stage in Trembleau's work is implicit. She puts her people in the center of the stage opened within the space. The landscapes transform into a mysterious stage while the individuals inside the space are transformed into venueless, momentous and indefinite actors. It is as if time repeats itself continuously, the movement is always the same and in the same direction. It is self evident that under the circumstances the works of art are transformed into the criticism of modern urban man.

---


Dans ces séries de figures et de paysages, nous voyons la ressemblance entre l’homme et la nature sous sa forme la plus sobre. Les paysages sont calmes, paisibles et créent un sentiment d’être loin de tout. Nous sentons ce même éloignement dans les personnages et leurs ombres. Loins l’un de l’autre dans leurs espaces respectifs, ils sont également en distance avec le public. Ces personnages, détachés du temps et de l’espace, se déplacent d’un endroit à l’autre et disparaissent comme le regard qui suit le paysage sur la toile pour disparaître lentement au-dessus de l’horizon. En fait, quand nous regardons les paysages, les figures passent dans l’image et quand nous regardons les figures, elles se transmettent en écho dans les paysages.

En plus de l’activité artistique de Gisèle Trembleau, les scénographies qu’elle a réalisées pour le théâtre et le concept de mise en scène de ses œuvres sont similaires. Dans la scène théâtrale, le temps et l’espace sont intermittents, fragmentés et limités. La scène reste dans un endroit tellement réel qu’elle disloque le temps et l’espace. C’est comme une voie percée dans l’espace, après un certain temps, la scène est récupérée, le temps continue de l’endroit où l’espace était laissé. Comme fendre l’univers réel, la « scène » dans le travail de Gisèle Trembleau est implicite. Elle place ses personnages au milieu de la scène en s’ouvrant sur le vide. Les paysages se transforment en scènes secrètes et les personnages en acteurs anonymes et éternels. Le temps se répète en boucle de la même manière, le mouvement est toujours le même et dans la même direction. Et de cette façon, les œuvres deviennent la critique de l’homme urbain contemporain.



ARTE SANAT ; sanatın varoluş hakikatini sahiplenen bir duyarlıkla, yeni bir kimlik inşa etmek ve yeni olanaklar yaratmak düşüncesiyle, kurumsal yapısı temelinde kolektif işbirliğine dayalı bir oluşum hedeflemiştir.

BİZE ULAŞIN

  • Mutlukent Mah. Hekimköy Sit. 1920. Cad. No: 59 Çayyolu / Ankara / Türkiye
  • 0312 241 04 44
  • info@artesanat.org
  • Pazar-Pazartesi Hariç Her Gün 10:00 - 18:00 Saatleri Arasında Ziyaret Edilebilir.